tırmanmak

  • 1 tırmanmak — e 1) El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak İçeride yer bulamayanlar, kahvenin yıkık duvarına tırmanıyorlardı. H. Taner 2) i Yokuş, merdiven vb. çıkmak Yokuşu biraz daha tırmandılar. P. Safa 3) Bitki,… …

    Çağatay Osmanlı Sözlük

  • 2 düz duvara tırmanmak — çocuk, çok yaramazlık yapmak …

    Çağatay Osmanlı Sözlük

  • 3 yarmanmak — tırmanmak. II I, 111 …

    Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • 4 sarmak — i, ar 1) Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek 2) Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek Ordu düşmanı sardı. 3) Dolayında yer almak 4) Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak Kültür düşüklüğündeki çöküş, yaygın bir hastalık gibi sarar toplumu …

    Çağatay Osmanlı Sözlük

  • 5 düz — 1. sf. 1) Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan Düz tahta. 2) Kıvrımlı olmayan, doğru Düz çizgi. 3) Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi 4) Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı) 5) Yayvan, altı derin olmayan Düz kayık. Düz tabak. 6) Kıvırcık… …

    Çağatay Osmanlı Sözlük

  • 6 tırmanma — is. 1) Tırmanmak işi 2) sp. Kendine özgü araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme 3) ask. Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim 4) mec. Bir durumun, bir… …

    Çağatay Osmanlı Sözlük

  • 7 KAPÇAK — Tar: Eski zaman muharebelerinde muhasara edilen kalelerin duvarlarına tırmanmak için kullanılan büyük çengel …

    Yeni Lügat Türkçe Sözlük

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.